20.10.2012

5 Gündelik Yazılar: Bir yaşlanma hikayesi


Baktım ki ne zamandır yazmıyormuşum 'gündelik' yazayım bari bir şeyler dedim. En azından ileride okuduğumda kendi kendime gülerim belki, hatırlarım bugünlerde neler hissettiğimi. Okur muyum? Hiç sanmıyorum ya.. Yazdıklarımı yayınlamadan önce okumak bana sanki sınav kağıdını doldurmuşsun bitirmişsin de sıra kontrole gelmiş gibi hissettiriyor ki ne kadar kendime her sınavda tembihlesem de yapmamışımdır. :)
Bilmiyorum artık üşengeçlik mi,salaklık mı ama o huyu bir türlü edinememiştim yüzyıllar süren eğitim hayatımda ve hala daha kalıntıları üzerimde anlayacağınız üzere, evet itiraf ediyorum yazdıklarımı okuduğum pek söylenemez, imla hataları zaten altı kırmızı çizgili çıkıyor onları düzeltiyorum o konuda hassasımdır bak :) O -de ayrı yazılacak arkadaş! Aman ne önemli deme sevmem ben öyle dikkatsizce ve düzelt diye uyarıldığı halde düzeltilemeyen textleri :)


Küçükken yıllarca günlük tuttum ben hayret ona üşenmemişim nasıl olduysa, bildiğin 5-6 tane defterim dolmuştu arada açar okur gülmekten yarılırdım kendime. Bir de onları saklama çabası vardı yaa... Şimdi düşünüyorum da nereye saklayabilirsin ki yani ne kadar saklayabilirsin annenin evinde onları sanki istese bulamaz sanki bilmiyor yazdığını.. Ne rezil olmuşumdur yaa :))


Bir an kendimi gelecekteki kızımın günlüğünü okurken gördüm, okur muyum ki acaba? Yapar mıyım acaba öyle bir şey. Bilemedim valla. Belki ileride çocuğum bu yazıyı okursa kendine daha yaratıcı bir saklama yöntemi bulur :) Neyse.. Yazdığım salak salak şeylerin yanı sıra bir de utanıp yazamadıklarım da vardı ama, hatırlıyorum, kendi günlüğüme bile yazamamışım yani ama yanlış anlama okur utandıklarım daha çok benim dışımda gelişen ama beni çok etkileyen olaylardı onun dışında gayet normal ve sağlıklı bir aile yaşantım ve çocukluk dönemim vardı yalan yok. Çocukluktan utanma yani..

 Bu aralar çok karmaşık bir ruh halindeyim sayın okur bende anlamış değilim nedendir, arık mevsim değişikliği midir yoksa yaşlanıyor muyum ne.. Evet yaşlanıyorum, vücudum bu değişiklikleri her geçen sene daha da çok çaktırmaya başladı bana 'bak yaşlanıyorsun ona göre' der gibi metabolizmam artık pek bir çalışma derdinde değil kafasına göre takılıyor hala çözebilmiş değilim, çok hızlı kilo alıp çok yavaşta olsa veremiyorum, gördüğüm rüyaların bile formatı değişti artık eskiden ne güzel manasız şeyler görürdüm, salak salak şeyler, sabah kalktığımda gülerdim hep kendi kendime şimdi nereye gitti o salak rüyalar, özlüyorum. Şimdi çok daha gerçekçi ve karamsar rüyalar yerini aldı. Biyokimya okumaya çalışacağıma bari psikoloji falan okusaydım en azından onları çözerdim. (ayrıca şu dakika da yazıma bir başlık buldum :) Şimdi yaşımı söylesem belki bir çokları beni dövmek isteyecek o yüzden söylemiyorum daha önce söylemiştim okusaydınız banane derim ve kapatırım konuyu. :)
Keşke üniversiteye geldikten sonra da devam etseymişim günlük tutmaya yaa. Asıl o zamandan sonra ne yaşadıysam yaşadım yani. Yıllarca aşırı derece de uslu olan iyi aile çocuğunun üniversiteye geldikten sonra afallaması, hayata bakışın tamamen değişmesi falan.. Neler neler geçti gitti yaa.. Ben unutuyorum da artık bazen arkadaşlarla geyik yaparken onlar anlatıyorlar ben sanki dışarıdan bakan biri gibi 'aa öyle mi yapmıştım?' falan oluyorum yani, hafızam berbat ötesi çünkü.. En azından iyi hafızaya sahip kankalarım var da onlar anlatıyorlar beni bana .. :)
Sonuç olarak;
Yaşlanıyorum. Getirileri ve götürdükleriyle beraber. Hayalperest rüyalarım gidiyor, cildimde ki gözenekler ve baş ağrılarım artıyor, sorumluluklarıma her geçen gün bir yenisi ekleniyor, benim yaşlanmama ilaveten annem ve babamda yaşanıyor maalesef; birinin çenesi çok düşüyor, ötekinin de evham seviyesi tavan yapıyor, triballik seviyeleriyse hat safhada, insan ne diyeceğini şaşırıyor... Evliyseniz bir anneniz babanız daha oluyor, zaten onlara ne diyeceğinizi hep şaşırıyorsunuz... Kocayla ilgili o klasikte gerçektir.
Diyorum ve burada kesiyorum sayın okur. Kesiyorum derken gerçek anlamda kesiyorum burada çünkü baktım ki gerçekten çok uzun yazmışım, ben olsam banane yeaaa der sıkılıp bırakırım okumayı bu kadar uzun bir yazıyı. O yüzden 2 parçaya bölmeye karar verdim kalanını daha sonra yayınlayacağım. Kompozisyonumun (:p) sonuç kısmın bir hayli uzun tutmuşum anlayacağınız.
Şimdilik bu kadar. Arkası yarın der (aklıma Yalan Rüzgarı dizisi geldi sanki onda da hep öyle diyorlardı:) ve bu saatte uyanık olanlara iyi geceler, sabah sabah okuyanlara da günaydın derim ve öperim!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ÇKM Facebook'ta

BLoglovin'den takip et

Follow on Bloglovin

İzleyiciler

Bumerang - Yazarkafe