3.09.2013

0 Hastalıgım bile Japon!

A woman with good shoes is never ugly. Coco Chanel

Uzunca bir aradan sonra tekrar görüşmenin sevinciyle Merhaba sana sayın okur!
Eski takipçilerim bilir genelde bana ilham veren şeyler paylaşmayı ve onlar hakkında yazılar yazmayı severim. Üstteki resmin sebebi bu aslında bahsedeceklerimle bir alakası yok yani baştan söyleyeyim. :)
Görsel kaynak : http://pinterest.com/pin/258534834832440885/
Bugün biraz görüşemediğimiz bu bir kaç ayda hayatımda neler olup bittiğinden ve kendimden bahsetmek istiyorum açıkçası ki sonradan kaldığımız yerden devam edebilelim. Yazdığım son zamanlarda dukan diyetine başlamıştım hatırlarsanız ve son derece ümitli başlamıştım diyete. Eşimle beraber nişan-düğün hazırlıklarından itibaren başlayan ve durmak bilmeyen kilo alımımıza karşı -ki bu neredeyse artık 2 yılı geçiyor- bir dur diyelim artık diye son sürat, keşfettiğim güzel, son derece yardımcı bloglar-siteler yardımıyla ve birazda annemlerin gazıyla başladık diyete. Ali'nin de fazla kiloları vardı, beraber kilo aldık ama o benim kadar almadı açıkçası. Beraber kilo aldığımız için ve başka bir rahatsızlık ta hissetmediğimiz için hiçbir şeyden şüphelenmemiştik açıkçası. Diyete başladık. Diyetle birlikte bu diyeti uygulayan bir çok kişiyi de takip etmeye başladık dolayısıyla. Sonrasında kıyaslamaya başladığımda ben çoğu kişinin ortalama olarak atak evresinde veridiği kiloyu  yaklaşık 3-4 haftada falan verebildim. Atak evresinden sonra kilo kaybının yavaşladığını biliyordum ama yine de moral bozucu oluyor süreç bir süre sonra. Ve hafta sonları kayınvalidemin hazırladığı mükemmel kahvaltı sofralarında kendine hakim olabilmek ve yoğun ısrarlara karşı gelebilmekte bir yere kadar ister istemez bir süre sonra defanısınız düşüyor. :) Arada kendimizi ödüllendiriyorduk bir öğünde sevdiğimiz bir şeyi yiyerek ama 2. aydan sonra bu ödüller çok sıklaşmaya başladı. Zaten kilo da veremiyorduk derken dukan mazi oldu maalesef. Bu arada annemler hala devam ediyorlar ve 20 kilodan fazlasını vermiş durumdalar şu an ama hala meyve yiyememeleri çok üzücü onlar açısından çünkü annemin meyve yemediği ve bize de meyve tabakları hazırlayıp yedirmediği bir gün hatırlamıyorum ben. Annemin koca yazı karpuz yemeden geçirebildiğine hala daha şaşıyorum mesela. :) Ama son gelişmelerden sonra ben tekrar diyete başlamaya karar verdim gibi galiba sanırım.. :)
Evliliğimizin 2. yılı doluyor 2 hafta sonra ve torun istekleri oldukça artmaya başladı maalesef. Sadece benim verebileceğim bir karar olsa ben bu halimizden çok memnunum ama Ali'de çok istemeye başladı ve bende onu böyle bir şeyden mahrum edemem diye düşünüyorum açıkçası. Bir de yaş sorunsalımız olduğu için Ali'nin hesabıyla şimdi çocuğum olsa, erkek olsa, o da benim gibi erken evlenmese 35'inde falan evlense ben düğünde baba değil dede gibi olurum 70 yaşında dedikten sonra da biraz aklımız başına gelmedi değil. Tabi ben evlenirken aramızdaki 8 yaş farkının böyle durumlara  sebebiyet vereceğini hiiiç düşünmemiştim açıkçası. Birkaç yıl gezer tozarız demiştim kendimce. :) Neyse sonuç olarak artık hazırlık yapmaya başlayalım diye karar verdik ve öncelikle bir kendimizi kontrol etttirelim ve ben bir kaç kilo vereyim en azından gebelik öncesi diye kafaya koydum. Öncelikle bir gidelim kan değerlerimize baktıralım bir sorun varsa onu çözelim de öyle girişelim bu işlere dedik. İyiki de gitmişim. Bu hızlı ve çok kilo alımımdan şüphelenmeyecek kadar nasıl aptal olabildim diye düşünüyorum ve şaşıyorum hala kendime. Bir arkadaşımın önerisi üzerine özellikle TSH değerime bakılmasını istedim ve gerçekten bir sorun olduğu ortaya çıktı. Hemen evimizin karşısındaki poliklinikte kan verdim ve dahiliye doktoru sonuçlarıma baktı.
-TSH'ın yüksek şimdi istesen de gebe kalamazsın, kalsan bile çocuğun gerizekalı olur. Hipotiroidin var. Öncelikle ilaç kullan bunu normal seviyelere çekelim 1.5 ay sonra tekrar gel dedi.
Kurduğu cümlenin ne kadar moral bozucu olduğunun farkındasınızdır herhalde. Kalamazsın! Gerizekalı olur!
Son derece ezilmiş bir şekilde doktorun yanından çıktık. Ali'nin hiç içine sinmedi doktor ve söylediği şeyler illa endokrin uzmanına gidelim dedi ki en mantıklısı da buydu zaten. Neyse ben dedim bir kaç hafta kullanayım ilaçları en azından öyle gidelim. Yaklaşık 4 hafta sonrasında bu sefer özel bir hastanenin endokrin uzmanına gittik ve anlattım böyle böyle. Tekrar bir kan tahlili ve ultrason çekimi sonucunda içimizi son derece rahatlatan doktorumun -erkek doktorumun daha da doğrusu işin uzmanının demek lazım aslında ama gerçekten erkek doktorları bayanlara tercih ediyorum davranışları bile çok farklı oluyor nedense- gözünü seveyim. Kan tahlili sonucu TSH hala yüksek, ultrason sonucunda da hastalığımın kesin teşhisi koyuldu bu sefer. Hashimoto tiroidi adı verilen ve ömür boyu süren bir tiroid rahatsızlığım varmış. 1912 yılında Japon bir bir bilim adamı olan Akira Hashimoto tarafından tanımlandığı için bu isim verilmiş. İşin özü bağışıklık sistemim tiroidimi vücuduma yabancı algılayıp -yani bir hastalık gibi- saldırıyormuş bu nedenle tiroid bezim normalden az çalışıyor ve gerekli bazı hormonları salgılayamıyorum. TSH ta kana karışıyor tiroid parçalandığı için ve bu yüzden kanda oranı yüksek çıkıyor. Bu salgılayamadığın hormonlardan dolayıda kilo alıyorsun aynı zamanda. Nasıl daha önce farketmedik bilmiyorum. :/ Neyse tedavi olarak ta bu salgılayamadığın hormonun ilacını alıyorsun ömür boyu. İşin sevindirici tarafı ise o ilk gittiğim dahiliye doktorunu söylediklerinin yanlış olduğunu öğrenmem oldu.
-Benim bir sürü hastam var TSH ı yüksek gayet sağlıklı gebelikleri ve doğumları oluyor, onları gebelik boyunca kontrol ediyoruz zaten ve senin TSH'ın öyle çok aşırı da yüksek değil dedi.
İşin aslı bayan-erkek doktordan ziyade işin uzmanına gitmek gerçekten. Dahiliye doktorunun verdiği dozaj en düşük dozajdı ve hiçbir değişiklik görmediğim için dozajı 2 katına çıkarttık. Gripten ölsem bile ilaç kullanmayı hiç sevmediğimden her zaman daha doğal yollarla hastalıklarımı defetmeye çalışan ben bu durumu biraz ironik buluyorum açıkçası. Ömür boyu ilaç kullanmaya başlamak için yaşımın daha çok genç olduğunu düşünüp üzülsem de ilacını düzenli aldığın sürece yaşam kalitesinin düşmediğini bilmekte içimi rahatlatıyor en azından. Şimdi gebelik öncesi bir kaç kilo vermek ve sigarayı bırakmam gerekiyor artık. Tekrar dukana başlama niyetim var bu sabah kahvaltıda dukan krebimi yedim bakalım ilaçlarla birlikte diyet süreci nasıl ilerleyecek. Siz siz olun, daha bilinçli olun, vücudunuzdaki en ufak fiziksel ya da metabolizmasal açıdan değişiklikleri takibe alın ve işin uzmanına gidin.

Daha bahsedeceklerim var yazının uzunluğuna bakıp bugün bahsetmekten vazgeçtim açıkçası. :) Yazımı en sevdiğim grubun, en sevdiğim şarkısının, en sevdiğim versiyonuyla ve birazda olsa yazıya manidar bir hava kattığını göz önünden bulundurarak sonlandırıyorum.
FIX YOU


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ÇKM Facebook'ta

BLoglovin'den takip et

Follow on Bloglovin

İzleyiciler

Bumerang - Yazarkafe